anlamı bir bu büyük canlı chat de dunya en güzel haber hangi hayatı için kim magazin mi ne neden nedir osmanli sesli seslichat seslimanken seslimankenim seslisohbet seslivatan seslivatanim sitesi sohbet spor türk türkiye ulkumhaber vatan vatanhaber ve video yeni ülkücü ünlü Şiir şehit şehitlerimiz şiirleri
WP Cumulus Flash tag cloud by Roy Tanck requires Flash Player 9 or better.
Ceza evinde yatan paşalar albayların ilgin fotorafları Cumhuriyet Güçbirliği İstanbul 2. Bölge Bağımsız milletvekili adayı olan Balyoz Darbe Planı davasının tutuklu sanığı eski Birinci Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın Silivri 5 No’lu L Tipi Cezaevi’ndeki fotoğrafları basına dağıtıldı.
Doğan’ın avukatı Hüseyin Ersöz, müvekkilinin emekli tümamiral Deniz Kutluk ve emekli tümamiral Aydın Gürül ile birlikte kaldığı koğuşta çekilmiş fotoğraflarını basına dağıttı. Avukat Ersöz açıklamasında, Çetin Doğan’ın muvazzaf olduğu dönemden kalma bir alışkanlıkla sabah saat 07.00′de uyandığını, gece ise en geç saat 00.00′da yattığını belirtti.
Avukatın açıklamasında, “Cezaevi’ne gelen yemekler Silivri Açık Cezaevi’nden geliyor. Tansiyon ve kalp rahatsızlıkları olanlar için diyet yemek gelmesine rağmen bu yemekler dahi çok yağlı olduğundan genelde yağını süzerek yiyorlar. Yine yemeği zeytinyağı, domates ve çeşitli garnitürlerle zenginleştirmek; diyete daha uygun bir hale getirmekle Çetin Doğan görevli” denildi. Bulaşıkları paşamı yıkıyor ? BULAŞIKLARI DOĞAN YIKIYOR
Çetin Doğan’ın, koğuş arkadaşlarından daha erken kalktığı için bulaşıkları da kendisinin yıkadığını belirten Avukat Ersöz, şunları söyledi:
“Doğan bu duruma “Cezaevinde kader birliği var. Burada aynı davada yargılanan kardeşleriz. Rütbe ya da yaş farkı gözetmeksizin herkes üzerine düşen görevi yerine getirmeye çalışıyor” şeklinde açıklıyor. Cezaevi günleri daha çok kitap okumak, gazetede yayınlanan yazıları üzerine çalışmak, seçim çalışmaları üzerine yoğunlaşmak ve her sabah saat 09.30 civarında gelen günlük gazeteleri okumakla geçiyor.
EN BÜYÜK BURUKLUĞU
En büyük burukluğu ise eşi Nilgül Doğan açısından yaşıyor: “Eşim benim için değil, tüm Balyoz Davası Sanıkları ve Türkiye için bir mücadele veriyor. Bu mücadelesini kendisini yalnız bıraktığım için buruk ama yine de gururla izliyorum. Eşimin ne kadar yorulduğunu her şeye her yere yetişmek için ne fedakarlıklar yaptığını görerek onunla guru duyuyorum ve onu ne çok sevdiğimi de bu vesileyle daha iyi anlıyorum.” diyor. Cezaevinde ayda 1 gün yakınları ile açık görüş yapma imkanı olan diğer günler ise cam arkasından telefonla görüşebilen Doğan, görüş günlerinde koğuşta eş ve çocuklarımızı görecek olmanın verdiği tatlı bir telaş yaşandığını, ancak ayrılma zamanı geldiğinde hüznün hakim olduğunu, aynı gecenin ise daha da zor geçtiğini ifade ediyor.
Doğan, “Balyoz Davasını yakından takip edenler dışında kamuoyuna gerçeklerin ve yaşanan hukuka aykırılıkların vahameti tam anlamıyla anlatılabilmiş değil. Eğer seçilirsem ülkemizde zulmün aracı haline gelen adaleti yeniden mülkün temeli haline getirmek için var gücümle çalışacağım” diyor.”
geçer sıkmayın canınızı , bizde yattık zamanında hani yaptığınız darbe vardı ya o zamanlar. birde günlük içtimamız vardı dayak iştiması onbaşının yanına “murat güçlü çorum emret komutanım” diye tekmil verir dayağımızı yer .”Sağol komutanım” der koğuşa dönerdik. Bizim derdimiz vatan millet bayraktı darbeyi yapanların derdini hala anlayamadım.